7 Aralık 2017 Perşembe

RB LEIPZIG 1 - 2 BEŞİKTAŞ (06/ARALIK/2017)


Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi G Grubu son maçında Almanya'nın Rb Leipzig takımına misafir oldu. Vodafone Arena'da oynanan ilk maçta rakibini iki sıfırlık skorla geçen kara kartal, gruptan çıkmayı garantilediği için yedeklerden oluşan kadroyla çıktığı deplasman maçında da rakibine şans tanımadı. Bu sonuçla gruptan yenilgisiz ve lider çıkmayı başaran kara kartal, aynı zamanda Türk takımları açısından kırılması zor bir rekora imza attı.

Maçtan önce biraz geçmişe dönmek ve Porto teknik direktörü Sergio Conceiçao'nun İstanbul'da yaptığı açıklamayı hatırlatmak istiyorum. Kendisi Beşiktaş'ın grupta oynayacağı son deplasman maçında Leipzig takımı karşısına çıkarak üç puan almasının zor olduğunu da ifade etmişti. Bu sonuçtan sonra en çok utananın o olması gerekir zira Beşiktaş bu maça yedek kadrosuyla çıktığı halde maçı kopartıp almasını bildi. Beşiktaş'ın kaptanı Tolga'nın da ifade ettiği gibi bu sonuç beş yıllık bir planın ürünü. Gerek sportif gerekse mali anlamda yapılan bu detaylı kalkınma planı, henüz yüzde yüz sonuca ulaşmış da değil. Daha yapılacak çok iş var ve Beşiktaş dünya kulüplerinden birisi olmaya çoktan aday oldu bile. Evet biraz maçtan bahsedelim. Dedik ya Beşiktaş yedek kadro ile çıktı sahaya diye, işte o yedek kadro çok iyi başladı maça ve daha dokuzuncu dakikada sağ kanattan yapılan atakta Lens ceza sahası içerisinde düşürülünce hakem penaltıyı verdi. Artık golleri ardı ardına sıralamaya başlamış olan Negredo'ya da bu penaltıyı atmak kalıyordu. O da görevini yaptı ve kara kartalı bir sıfır öne geçirmeyi başardı. On dördüncü dakikada Leipzig adına gelişen bir atak ve direkten dönen bir top var ama hemen öncesinde ofsayt da var gibi görünüyor. Böyle aşırı hızlı gelişen pozisyonlarda ofsaydı görmek kolay olmuyor. Öyle yada böyle topları direkten döndü ya, işte orada kaderleri zaten yazıldı. Hurafelere inanan bir futbol izleyicisiyim ben. Direkten dönen top ve takip eden uğursuzluğa inanıyorum ve Beşiktaş'ın topu böyle direkten dönünce zor dakikalar beni bekliyor oluyor. Yirminci dakikada bir penaltı itirazları var ama bu Alman takımına hiç yakışmayan bir itiraz. Beşiktaş karşısında böyle ince pozisyonlardan medet umacak kadar küçülmüş olmanız bize gurur veriyor. Şu bir gerçek ki Leipzig ilk yarıda golü çok istedi. Beşiktaş'ı kendi sahalarında yenmeyi kafalarına koymuşlardı ama işte unuttukları bir şey varsa o da sahaya çıkan futbolcuların kim olduğu değil, giydikleri formanın ne olduğuydu. Burası Beşiktaş. İmzaların kalplerle atıldığı camiadan bahsediyoruz. Beşiktaş'ı kolay kolay yenemezsiniz efendim.

Kaptan Tolga, güzel kurtarışlarıyla alkış topladı.

İkinci yarıda uzaktan şutlarla kara kartalı avlamayı denediler ama bu sefer de kaptan Tolga'ya takıldılar. Tecrübesi ve kendine olan öz güveniyle kaleci Tolga bu pozisyonların hepsini savuşturdu. Altmış üçüncü dakikada bir gol atmayı başardılar ama attıkları gol ofsayttan olunca skor tabelasında bir değişiklik olmadı. Seksen altıncı dakikada tek bir futbolcunun şahsi mücadeleyle Beşiktaş ceza sahasına sokmayı başardığı top gol oldu ve bize de bu golü alkışlamak düştü. Böyle bir deplasmanda beraberlik gayet iyi bir sonuçtu öyle değil mi? Oysa kara kartalın öyle hesaplarla işi yoktu. Maçı almak isteyen ev sahibi kadar istiyorlardı maçı. Doksanıncı dakikada son sözü Talisca söyledi ve Leipzig takımına hamle aralığı bırakmadı. Teknik direktörleri golden sonra gerçekten çok bozuldu. Ben olsam ben de bozulurdum. Biz senelerce bozulduk gerçi. Yanlış ve amatörce yönetilen bir kulübü yıllarca heyecanla izledik,  sabırla destekledik. Sevinme sırası bize geldi artık. Beşiktaş tarih yazdı. İnanıyorum ki gruptan yenilgisiz ve lider çıkan takımımız kuralar çekildikten sonra da bu başarısını olabildiğince ileriye taşıyacaktır.

Negredo gol serisini başladığı gibi sürdürüyor.

Artık ne medyaya ne diğer Süper Lig takımlarına söyleyecek bir şey kalmadı. Oturup keyifle izlesinler ve bizimle beraber tadını çıkartsınlar. Böyle güzelliklerin yaşandığı bir dönemi gören Beşiktaşlılar olarak gerçekten çok şanslıyız. İşte şimdi gerçekten de her zaman her yerde en büyük Beşiktaş.


Stadyum: Red Bull Arena
Hakemler: Viktor Kassai, György Ring, Vencel Toth (Macaristan)
Leipzig: Gulacsi, Klostermann, Orban (Dk. 71 Compper), Ilsanker, Halstenberg (Dk. 66 Bernardo), Kampl (Dk. 74 Kaiser), Demme, Keita, Bruma, Werner, Jean-Kevin Augustin
Beşiktaş: Tolga Zengin, Necip Uysal (Dk. 50 Adriano), Mitrovic, Tosic, Caner Erkin, Medel, Oğuzhan Özyakup, Lens, Talisca, Mustafa Pektemek (Dk. 69 Orkan Çınar), Negredo (Dk. 80 Cenk Tosun)
Goller: Dk. 10 Negredo (Penaltıdan), Dk. 90 Talisca (Beşiktaş), Dk. 87 Keita (Leipzig)
Kırmızı kart: Dk. 82 Ilsanker (Leipzig)
Sarı kartlar: Dk. 75 Adriano, Dk. 79 Lens, Dk. 83 Oğuzhan Özyakup, Dk. 90 Talisca (Beşiktaş)

3 Aralık 2017 Pazar

BEŞİKTAŞ 3 - 0 GALATASARAY (02/ARALIK/2017)


Beşiktaş, 2017-2018 sezonu on dördüncü maçında Galatasaray'ı misafir etti. Bu maç, bir derbi maçı olmasının yanında, ligde Beşiktaş'ın lider Galatasaray'ı yakalaması için çok büyük önem arz ediyordu. Ayrıca kaybedilecek üç puan, yaratacağı psikolojik etkiyle Beşiktaş'ı kağıt üzerinde olmasa bile akıllarda en az on puan geriye itecekti. Bu durum, medyanın ve onu kullanan kesimlerin harekete geçerek yapılan bir çok değerli iş göz ardı edilmek suretiyle her açık kapıdan Beşiktaş'a saldırmalarına sebebiyet verecekti. Takımımızın şampiyonluk serisini sürdüreceğine gönülden inanıyorduk ama bu maçın bahanesi yoktu. Galatasaray Vodafone Arena'da ya yenilecekti ya da yenilecekti.

Maçtan önceki gece bir rüya gördüm. Skor altı iki Beşiktaş lehine sonuçlanmıştı. Uyandığımda bunun fazlasıyla abartılı bir rüya olduğunu düşünmüştüm ama maç oynanırken kaçan goller bana rüyamın paralel bir evrende gerçekleşmiş olabileceği düşüncesini verdi. Galatasaray'ın attığı iki gol ise o paralel evrende dahi gerçekleşmiş olamazdı zira yaşadığımız evrende oynanan maçta kalemize bir elin parmakları kadar çok sayıda bile gelemediler. Yazımın başında da dediğim gibi bu maçı alacaktık, başka yolu yoktu. Burada kaç puan aldığın veya kaybettiğin önemli değil. Derbinin getirdiği psikolojik etki puan veya puanlardan çok daha değerli. Galatasaray, maçı kazanmak için olabildiğince sert oynamaya müsait bir takım. Bunu defalarca izledik ve dile getirdik. Özellikle kendi sahalarında gözleri kararıyor. Vodafone Arena'da da aynısını yapacaklarını düşünmüştüm ve yapmaktan da geri durmadılar. Özellikle Gomis, işi şova dökerek adam öldürmeye kasıt sayılabilecek fauller yaptı. En dikkat çekici olanı şüphesiz Tolgay'a kafa attığı pozisyondu ve hakem bu pozisyonu es geçti.

Biz inandık, çocuklar da inandı.

Bu maç sektöre dünya derbisi olarak sunulmadı zira Türkiye'de dünya derbisi oynayabilecek sadece bir takım var o da Beşiktaş. Bir takım kültürüyle, yönetimiyle, tesisleriyle ve gerek sportif gerekse finansal anlamda çizdiği profille ülke standartları üzerinde olunca rakipsiz kalıyor. Diğer takımlar ile arasında seviye farkı belirginleşince de oynadığı hiç bir maç dünya derbisi olmuyor. Kısaca artık Türk futbolu Beşiktaş ve diğerleri durumunda olduğu için büyük derbi konusu bizim için kapanmış bir konudur. Ligin iyi takımlarından Galatasaray, şampiyonluğun tek adayı Beşiktaş'ın karşısına çıkarak prestij mücadelesi vermiştir. Sonucu da hüsran olmuştur. Bundan sonra böyle. Biraz iddialı mı oldu? Gelecek bize ne getirir bilemiyorum ama şu anda durum budur ve birer Beşiktaşlı olarak bize de tadını çıkartmak düşer. Neyse efendim biraz maçtan bahsedelim. Galatasaray ilk yarıda beraberliği korumayı başardı ama kalesinde de bir çok pozisyon gördü. Beşiktaş adeta nefes aldırmadı. Daha maçın otuzuncu saniyesinde Cenk'in topu sol kanattan kaparak yaptığı atak, olacakların habercisiydi. Sağ kanattan Quaresma'nın kullandığı bir serbest vuruş var ki, bir insanın kendine öz güveni bu kadar yüksek olur mu yahu. Q7, topu metrelerce uzakta olan kaleye doğrudan  göndermeyi denedi ama maalesef sonuç alamadı. Otuz yedinci dakikada gelişen ve Rodrigues'in kaçırdığı gol pozisyonu, Galatasaray'ın ilk yarıdaki tek önemli pozisyonu olmalı. İlk yarıda Beşiktaş adına verilmeyen bir penaltı pozisyonu var ki yuh demekten kendimi alamadım. Asıl üzücü olan bu pozisyonun hakemin gözü önünde gerçekleşmiş olması. Göremedim deme şansı sıfır. Bu pozisyonda hakem ne düşündü bilmiyorum ama Oğuzhan'ın rakibi tarafından düşürüldüğü ve Beşiktaş'ın bariz penaltısının vermediği çok açık.

Hakem'in gözü önünde gerçekleşen faul pozisyonu sonrası penaltı kararı çıkmadı.

Beşiktaş ikinci yarıya adeta fırtına gibi başladı. İlk yarıda da çok iyiydi ama bu sefer çok daha farklıydı. Bu fark kendini daha maç başlar başlamaz gösterdi ve ilk dakika dolmadan Gökhan'ın sağ kanattan çıkarttığı ortada Cenk topla buluştu ve beş kişiden oluşan güçlü Galatasaray defansının içerisinden topu ağlarla buluşturmayı başardı. Gökhan bu maçta gerçek bir Beşiktaşlı oldu. Onu bu kadar iyi oynarken gördüğümü hatırlamıyorum. Adam resmen bu maçta patladı. Helal olsun. Orta sahada Talisca yerine Oğuzhan tercihi de çok zekice yapılmış bir hamleydi. Galatasaray gibi sert futbol oynayan bir takımın karşısına da en az onlar kadar sert bir oyuncu çıkartmak gerekiyordu. Medel bu tarife en çok uyan oyuncuydu ve sahadaydı. Şenol Güneş bu maça kusursuz bir kadro ile çıktı ve meyvelerini topladı.

Cenk ilk golü atarken ceza sahasında kaleci dahil altı Galatasaraylı oyuncu vardı.

Gol sonrası Beşiktaş adeta avının üzerine hızla süzülen bir kartal gibi oynamaya başladı. Artık Galatasaray topu alamıyordu bile. Beni en çok şaşırtan ise, defansın arkasına atılan toplardı. Galatasaray gibi bir takımın böyle ataklara maruz kalacak kadar aciz duruma düştüğünü görmek beni gururlandırdı. Beşiktaş defalarca bu şekilde rakip kaleyi yokladı. Bir Quaresma kaçırdı bir Gökhan kaçırdı bir o kaçırdı bir bu kaçırdı ama olmadı olmadı sayın seyirciler. Sonunda Tosic baktı olmayacak, çıktı gerilerden geldi ve yetmişinci dakikada ikinci golü attı. Aslında atmadı resmen çaktı golü. Sonrasında hakem kararıyla kırmızı kart görmeden oyuna devam eden Gomis bir iki kez cılız ataklar gerçekleştirdi ama futbol ilahları onun artık sahada olmasının adil olmadığını biliyorlardı. O da havasını aldı. Doksanıncı dakikada gelen üçüncü gol çok güzeldi ama Negredo'nun o golü atmak için iki defans oyuncusunu birden aynı anda çalımladığı sahne de neydi öyle. O sıyrılış en az golün kendisi kadar şıktı. Tabi topu ağlara göndermeden önce kaleciyi de çalımladığını notlarımıza ekleyelim. Adam matador lakabını sonuna kadar hak ediyor. O golü atmak için üç kişiyi iki çalımla geçmeyi başardı Negredo.


Beşiktaş kendi sahasında Galatasaray'ı misafir edip yenerek aradaki puan farkını üçe indirdi. Bir kaç hafta önce on puandan fazla bir fark oluştuğunda Galatasaray'ı şampiyon ilan edenler havalarını aldılar. Ben o zaman da yazdım bugün de yazıyorum. Beşiktaş bu sene de şampiyonluğun en güçlü değil tek adayıdır. Güç konusunu zaten aştık. Şampiyonluk hayali kuranlar Beşiktaş Şampiyonlar Liginden elenmesin de yoğunluğunu lige çevirmesin diye dilek tutuyorlar. Beşiktaş'tan başarılı olabilmek için Beşiktaş'ın başarılı olmasını diliyorlar. Çok traji komik bir durum. Bu maç bir kırılma maçıydı ve Beşiktaş bu kırılma noktasını başarıyla geçti. Üç sıfırlık net skor da pastanın üzerindeki çilek oldu. Öyle son dakikada tek gol veya bir penaltı golü filan değil. Üç sıfırlık net skor ve eze eze galibiyet. Şimdi biraz tadını çıkartalım sonra yola devam zira daha yapılacak çok iş var ve unutmayalım ki Galatasaray maçı bu işlere açılan kapının altın bir anahtarıydı.

Stadyum: Vodafone Arena
Hakemler: Fırat Aydınus, Serkan Ok, Aleks Taşçıoğlu
Beşiktaş: Fabricio, Gökhan Gönül, Pepe, Tosic, Adriano, Hutchinson (Dk. 82 Talisca), Tolgay Arslan (Dk. 65 Medel), Quaresma, Oğuzhan Özyakup, Babel, Cenk Tosun (Dk. 88 Negredo)
Galatasaray: Muslera, Mariano, Maicon, Serdar Aziz, Denayer (Dk. 85 Linnes), Fernando, Ndiaye, Rodrigues (Dk. 58 Yasin Öztekin), Belhanda (Dk. 69 Selçuk İnan), Feghouli, Gomis
Goller: Dk. 46 Cenk Tosun, Dk. 70 Tosic, 90+1 Negredo (Beşiktaş)
Sarı kartlar: Dk. 25 Pepe, Dk. 53 Tolgay Arslan, Dk. 61 Cenk Tosun (Beşiktaş), Dk. 35 Feghouli, Dk. 48 Fernando, Dk. 65 Gomis (Galatasaray)

28 Kasım 2017 Salı

BEŞİKTAŞ 9 - 0 MANİSASPOR (28/KASIM/2017)


Beşiktaş, 2017 – 2018 Türkiye Kupası beşinci tur ilk maçında Manisaspor’u misafir etti. Bu maç, forma şansı bulamayan futbolcuların kendilerini göstermeleri ve teknik direktörümüz Şenol Güneşin’de elindeki yedeklerin performanslarını görmesi için büyük fırsattı. Sahaya çıkan kadro bu fırsatı fazlasıyla iyi değerlendirdi.

Beşiktaş’ın bir maç seyircisiz oynama cezasının bu maça denk gelmesi iyi oldu ancak ne sebeple olursa olsun şu tribünleri bomboş görmek de işin keyfini pek bir kaçırıyor. Neyse detaylara takılmayalım ve biraz maça bakalım. Beşiktaş sahaya tam kadro çıkmadı ama çıkan kadro da eksik bir Beşiktaş gibi durmuyordu. İlk gol ne zaman gelir diye düşünürken Negredo sahneye çıktı ve maçın ilk golünü atarak perdeyi açtı. Bu gol aynı zamanda onun Beşiktaş formasıyla attığı ikinci gol oldu. Daha bu golün keyfini yaşıyorduk ki yirmi üçüncü dakikada Orkan’ın şık pasında topla buluşan Lens, Beşiktaş adına ikinci golü attı. Hafta sonu oynanan Süper Lig maçında Yeni Malatyaspor’u kapalı bir futbol sergilediği için gaddarca eleştirmiştim ki eleştiriyi fazlasıyla hak ediyorlardı. Manisaspor ise Vodafone Arena deplasmanında Beşiktaş karşısında olduğunu umursamaksızın rahat bir futbol oynamak istedi ama bedeli ağır oldu ve ilk yirmi beş dakikada kalelerinde iki gol gördüler. Beni asıl şaşırtan ise, yedikleri gollere rağmen oyun disiplininden kopmayarak aynı şekilde oyunlarını sürdürmeleriydi. Taktir ettim. Kaç defa Beşiktaş ile oynama fırsatı bulacaksın ki? Varsın fark olsun. Sen futbolunu oyna. Tabi her şeyin bir bedeli var ve o bedeli fazlasıyla ödediler. Otuz üçüncü dakikada Orkan’ın kalecinin üzerinden aşırtarak attığı gol gerçekten çok şıktı. Gol sonrası formasındaki Beşiktaş logosunu öpmesi, adeta yeni bir kara kartalın doğuşunun habercisi oldu. Takımımızda böyle yetenekli gençlerin olduğunu görmek bize keyif veriyor. Orkan’ın ara pasları bana Guti’yi hatırlattı. Her futbolcunun harcı olmayan bu iğne deliğinden geçen ara pasları Orkan’ın ayağından izlemek, içimde kara kartalın geleceği açısından büyük heyecan yarattı. Umarım hem kendisi hem de takımın iyiliği için devamını getirecektir. Manisaspor, üçüncü golden sonra skandal bir fark olmaması için biraz defansa dönmeye başladı ancak bu taktik değişikliği de onları kurtaramadı. Kırk ikinci dakikada ceza sahasına girip rakibinin yanından Lens’e pas çıkartmayı başaran Oğuzhan, Lens’in Beşiktaş adına bu maçtaki dördüncü golü atmasına vesile oldu. Beşiktaş’ın bu golden sonra biraz tempo düşürmesini bekliyordum ama sahada kendini ispatlamak isteyen oyuncular içeren bir kadro vardı ve durmaya niyetleri yoktu. İlk yarı tamamlanana kadar ısrarlı bir şekilde ataklarını sürdüren kara kartal, Manisaspor defansına takıldı. İlk yarının tamamlanmasına çok az bir zaman kala Manisaspor’dan bir atak izledik ve bu atak yanlış hatırlamıyorsam onların  Beşiktaş ceza sahasına inebildikleri tek pozisyondu. İlk yarı bu şekilde tamamlandı.


İkinci yarının Beşiktaş adına gelişen ilk önemli gol pozisyonunda Negredo kaleyi görebildiği açıyı kaybedince pas vermeyi tercih etti ama kara kartal bu pozisyondan sonuç alamadı. Ardından maça denge gelmeye başladı. Dakikalar elli beşi gösterirken Manisaspor adına iki önemli sayılabilecek gol pozisyonu izledik. Tabi dört farklı skora gelmiş bir maçın dengeli olmasının kime ne faydası var orası tartışılır. Artık sonucu belli olan bir maç izlemeye başladığımız bir gerçekti. Yine de maç Beşiktaş maçı olunca izlemeden edemiyoruz değil mi? Elli sekizinci dakikada sağ kanattan gelişen Beşiktaş atağında Mustafa topu Negredo ile buluşturdu ama kara kartal bu pozisyondan sonuç alamadı. Hemen ardından Şenol Güneş iki oyuncu birden değiştirdi. Tolgay oyuna girdikten kısa süre sonra sarı kart görmeyi başardı. Dört sıfıra gelmiş şu maçta ne sarı kartı görüyorsun anlamak mümkün değil. Artık ben diyeyim futbolcunun hatası siz deyin hakemler Beşiktaş’a kolay kart çıkartıyor. Öyle ya da böyle çok gereksiz bir kart olduğu kesin. Altmış altıncı dakikada Orkan bir isabetli gol pası daha çıkarttı ve Negredo Beşiktaş adına bu maçtaki beşinci gole imza attı. Yetmişinci dakikada Lens kara kartalın altıncı golünü de atınca iş iyice koptu. Neler oluyor sayın seyirciler diye sormaya fırsat bulamadan Negredo’nun ayağından yedinci gol de gelince seksenli yılların nostaljisi olan on sıfırlık Adana Demirspor maçının bir tekrarını izler miyiz düşüncesi akıllarımıza düştü. Lafı gelmişken o Beşiktaş’ı çok özlediğimi belirtmeliyim. Ne günlerdi ama. Ben bu nostaljik hayallere dalmışken Beşiktaş Lens’in pasında yine Negredo’nun ayağından sekizinci golü de atmasın mı? Vallahi attı. Negredo’da bir maça bir sürü gol sığdırıp kendi skorunu iyi düzeltti vallahi. Aradan bir kaç hafta geçsin, herkes Negredo şu kadar gol attı diyecek. Kimse hepsini bir maçta attığını konuşmayacak. Algı operasyonunun hası böyle yapılır işte. Uçur bizi, çıldırt bizi Negredo !!!! Dakika seksen altı sayın seyirciler. Tarih tekerrür mü ediyor. Mustafa gol orucunu bozarak maçı dokuz sıfıra getirdi. Vay anasını sayın seyirciler ancak hakem son düdüğü çalarak bir rüyayı daha bitiriyor. Dokuz golün tadını çıkartmak varken neden on sıfırlık rekorumuzu kıramadık diye üzülüyoruz. Bu arada maç koptu ve onunla beraber ben de koptum galiba. Eş zamanlı maç yazısı yazmanın da böyle keyifli yanları var işte.

Negredo, kendisinden beklediğimiz gollerin hepsini 
tek maça sığdırmayı başardı.

Beşiktaş ve Manisaspor arasında güç farkı olduğu şüphe götürmez ama misafir takım onca golü Beşiktaş’tan daha zayıf olduğu için değil, şerefiyle kendi futbolunu sergilemeye çabaladığı için yedi. Süper Lig’deki bazı uyanıklar bunun kendilerine de olacağını bildiklerinden oyunu çirkinleştirmeyi tercih ediyorlar. Bunu diğer sözde büyük takımlar da yapıyorlar. Son Fenerbahçe maçında rakibin Beşiktaş’tan üç puanı nasıl aldığını unutmadık değil mi? Maç yazımızın başında da belirttiğimiz üzere bu maç hem futbolcuların kendilerini göstermeleri, hem de Şenol Güneş’in elinde nelere sahip olduğunu görme fırsatı yakalaması için ideal bir maçtı ve amacına da fazlasıyla ulaştı. Şimdi kara kartalı Vodafone Arena’da Galatasaray sınavı bekliyor. Kara kartalın bu maçtan mutlak galibiyetle ayrılmasını bekliyoruz. Artık herhalde Galatasaray’da kendini küçültüp Beşiktaş’a defans oynamayacağına göre keyifle izleyeceğimiz bir mücadele olacağını ümit ediyoruz. Bu maçta bahane yok. Faul de yapsalar vakit de geçirseler bu maçı alacağız, başka yolu yok. Aksi taktirde kapatabileceğimiz bir puan farkı olacak olmasına rağmen oluşacak olumsuz psikolojik ortam kara kartalın hedeflerine zarar verir.

25 Kasım 2017 Cumartesi

YENİ MALATYASPOR 0 - 0 BEŞİKTAŞ (25/KASIM/2017)


Beşiktaş, 2017-2018 sezonu on üçüncü maçında Yeni Malatyaspor’a misafir oldu. Keyifli ve heyecanlı geçmesini beklediğimiz maç, ev sahibi takımın modern futbolda yeri olmayan anlamsız taktiğiyle eziyete dönüştü. İzleyicilerin maçtan hiç keyif almaması için üstün çaba sarf eden Yeni Malatyasporlu oyuncular, çok istedikleri bir puanı almayı başardılar.

Önce kafaları karıştırabilecek bir detay üzerinde duralım. Yeni Malatyaspor, daha önce seksenli yıllarda ligde izlediğimiz Malatyaspor ile aynı takım değil. Pekala, buraya kadar anladık. Şehir stadyumu da yenilenmiş, daha doğrusu yenisi inşa edilmiş ve ismi Yeni Malatyaspor Stadyumu olmuş. Her şey yeni ancak zihniyet hala eski. Şu maçı izlerken seksenli yıllardan bir maç izliyormuş hissine kapıldım. Sene olmuş 2017. Stadyumunda Beşiktaş gibi bir dünya kulübünü misafir ediyorsun. Kent ahalisi gelmiş, güzel bir cumartesi öğleden sonrasında keyifle futbol izlemek istiyor. Neden sahanıza kapanıp oyunu çirkinleştiriyorsunuz kardeşim? Bunca masraf, stadyum filan seyircinin önünde ezilmek için mi yapıldı? Çık oyna futbolunu neyden korkuyorsun? Bütün bir taktiği Beşiktaş’ı nasıl durdurur ve bir puan alırız üzerine kurmuşlar. Çok lazımsa verelim size üç puan rahat edin. Haydi misafirinden çekiniyorsun sahana kapanıyorsunuz, neden böylesine sert faullerle oyunu iyice çirkinleştiriyorsunuz? Bir defansspor da bunlar çıktı başımıza. Bütün bir ilk yarı boyunca Beşiktaş sağdan geldi soldan geldi ortadan geldi havadan geldi her yerden geldi ama mümkün değil kardeşim adamlar beton gibi yayılmışlar kendi sahalarına. Ne oynuyorlar ne oynatıyorlar. Es kaza bir kaç tane kontra atak yakaladılar ve onları bile ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Sonra çok bilmişler televizyon ekranlarına çıkıp “Efendim Beşiktaş maç seçiyor” diyorlar. Adam Şampiyonlar Liginde oynuyor ve bu uyduruk takım karşısında sakatlanmak istemiyor. Her şeye rağmen galip gelmek için mücadele ediyorlar ama oyuna mı yoğunlaşsınlar yoksa amatör küme maçındaymış gibi savrulan tekmelerden mi korunsunlar bilemiyor oyuncular. Ben de bilemiyorum. Üzerimde Beşiktaş forması olsa ben de önce kendimi korumayı seçerim çünkü buna mecbur bırakıyorlar. Neyse efendim ilk yarı muratlarına erdiler ve kırk beş dakikayı golsüz berabere tamamlamayı başardılar.


İkinci yarı başladığımda farklı bir şeyler göreceğimizi umuyordum ama Yeni Malatyaspor cephesinde durum maalesef aynıydı. Arkadan yapılan sert fauller, kendi ceza sahasına demir atmalar ve zayıf kontra ataklardan medet ummalar aynen devam ediyordu. Beşiktaş ise sahaya yayılarak ısrarlı bir şekilde organize ataklarla gol yolları arıyordu. Elli üçüncü dakikada nihayet ev sahibi takımdan derli toplu bir atak izledik ama tabi gole çevirmeyi başaramadılar. Elli beşinci dakikada gol atmakta sıkıntı yaşayan golcümüz Negredo’nun saha kenarında ısındığını gördük. Elli yedinci dakikada ise arkadan önden her yerden tekme ve dirsek vuruşuna maruz kalan Quaresma’nın yerine oyuna girdi. Zaten Q7 biraz daha oyunda kalsa öfkesine hakim olamayıp haklıyken haksız duruma düşecekti. Yani Beşiktaş’a şu maçta yapılan kadar arkadan faul hiç yapılmamıştır herhalde. Negredo’nun oyuna girmesiyle Cenk ve Negredo ikilisi çift golcü olarak görev yapmaya başladılar. Zaten bu maçta tek golcü ile gol atmak hayal olsa gerek. Aslında adam olsa bir tane daha koyum üç golcü ile oynamak lazım. Defansta zaten sıkıntı yok çünkü adamlar gelmiyorlar. Sonra bir şey fark ettim. Hakem hiç bir pozisyona faul çalmıyordu. Bunu iki taraf için de yapıyordu. Ne akla hizmet bu kadar geniş olabildiğini anlamadım. Ardından faul düdüğü çalmak aklına geldi ama Negredo’nun ceza sahasında yaratmaya çalıştığı gol pozisyonunda yanlış faul kararı vererek çaldı düdüğü. Altmış beşinci dakikada gelişen bu pozisyonda Negredo duruma çok şaşırdı ve bu kameralara da yansıdı. Yani hocam bir faul düdüğü çaldın onu da yanlış çaldın. 


Altmış beşinci dakikadan sonra Yeni Malatyaspor’un biraz cesaretlenip atağa çıkmaya başladığını gözlemledik. Hani beraberliğe yatıyoruz ama olur ya aradan bir de gol olursa değme keyiflerine. Yetmiş dördüncü dakikada Cenk’in ceza sahasına girdiği bir pozisyonda defans oyuncusu ve kaleci çarpıştılar. İşine geldiği gibi ofsayt görüntüleri vermeyi tercih eden yayıncı kuruluş, pozisyonun Cenk’le bir alakasını kurmak için beş ayrı açıdan görüntü verdi ama sonuç alamadı. Yetmiş yedinci dakikaya gelindiğinde ev sahibi takımın oyuncuları eften püften her pozisyonda yere düşmeye başladılar. Beşiktaş'ı durdurma taktiğine zaman daraldıkça bu rezil numarayı da ekleyen Yeni Malatyasporlu oyuncular kendilerini seyircileri önünde daha da küçük düşürdüler. Beşiktaş için tek bir yol vardı. Ne olursa olsun bir şekilde tek golü atıp işi bitirmek. Seksen ikinci dakikaya geldiğimizde Beşiktaşlı futbolcular da yaklaşan beraberlik ihtimalinden rahatsız oldular ve atakları daha da sıkılaştırdılar. Gol atmaya kararlı bir takımla gol yememeye kararlı bir takımın mücadelesi gerçekten izleyicilere eziyet çektiriyor. Seksen dördüncü dakikada Negredo’nun kafa topu direkten dönünce içim karardı çünkü topu direkten dönen takımın oyunu da olumsuz yöne döner hurafesine ne yazık ki inanan eski kafalılardan birisiyim. İş ev sahibi takımın oyuncu değişikliklerinde geçirdiği vakitle iyice vahim bir hal aldı. Sonra teknik direktörlerinin saha kenarından ileri çıkın diye işaret yaptığını gördüm ve herhalde şaka yapıyor veya bizimle dalga geçiyor diye geçirdim içimden. Neyse efendim Beşiktaş öyle de saldırdı böyle de saldırdı ama adamlar doksan dakikayı tüketmeyi başardılar. Hakem oyuna beş dakikadan daha fazla süre ekledi ama maç sabaha kadar da sürse gol olmayacak gibi bir hava vardı. Nitekim hakem de bunu gördü ve maçı bitirdi.


Yeni Malatyaspor tarih öncesinden kalmış bir oyunla Beşiktaş’tan bir puan almayı başardı. Bu bir puan onlara ne kazandıracak bilmiyorum ama bu kafayla diğer Malatyaspor’un yolundan gider amatör kümeyi boylarlar diye düşünüyorum. Olaya Beşiktaş cephesinden baktığımızda ise şampiyonluk yolunda kaybedilmiş iki puan daha var ve bunun telafisi hala fazlasıyla mümkün.


22 Kasım 2017 Çarşamba

BEŞİKTAŞ 1 - 1 PORTO (21-KASIM-2017)


Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi G Grubu beşinci maçında Fransa Porto'yu misafir etti. İstanbul'a mutlak galibiyet parolasıyla gelen Porto takımı oyuncuları, karşılarında en az deplasmandaki kadar iddialı bir Beşiktaş takımı buldu ve yirmi dokuzuncu dakikada attıkları gole rağmen maçtan üstün ayrılmayı başaramadılar. Buna karşılık kara kartal, ardına aldığı seyirci desteğiyle üstün bir performans sergiledi ve karşısındaki güçlü takıma rağmen oyuna hakim olan taraftı.

Beni ne çok mutlu eden detaylardan birisi de takımın başında Şenol Güneş gibi başarı sarhoşluğu yaşayan değil bulunduğu yeri bilen bir teknik direktör olmasıdır. Real Madrid, Barcelona ve Bayern Münih gibi takımları yensek bile bu onlardan iyi olduğumuz anlamına gelmez diyerek mütevaziliğini ispatlayan Şenol hocamız, varlığının Beşiktaş'ın geleceği için ne kadar büyük önem taşıdığını bir kez daha göstermiş oldu. Yerini bilerek hamleleri yapmak her zaman insanı başarıya götürür. Aksi taktirde ilk tökezlemede her şey alt üst olur. Beşiktaş bu başarıyla yeni bir rekora imza attı ve Türk takımlar arasında Şampiyonlar Ligi grubundan lider çıkan ilk takım oldu. Bunun yanında Beşiktaş'ın grupta oynadığı beş maçta hiç yenilmediği detayını da notlarımız arasına düşelim. Bundan sonra alınacak her galibiyet veya geçilecek her tur pastanın üzerindeki çilek olacak zira artık Beşiktaş dünya futbolunun zirvesindeki takımların karşısına çıkacak. Bu da takımın geleceğe dair önemli tecrübeler edinmesine vesile olacak malum her takımın Real Madrid seviyesinde takımların karşısına çıkma fırsatı bulunmuyor. Benim gözümde Beşiktaş bu seneki Avrupa Kupası hedefine ulaştı ve şimdi artı başarılar için mücadele edecek. Kalan on altı takımla mücadelenin çok zor olmasının yanında saha dışı kulis mücadelesinin de mevcudiyetini unutmamakta fayda var. Beşiktaş'ın geçen sene UEFA kupasından dışarıya kulis oyunlarıyla nasıl itildiğini hep beraber izledik. Takımlar yeterince zorken bir de buna kulis eklenince Beşiktaş Avrupa'da olması gereken başarıyı sağlamıştır demek pek fazla olmasa gerek. Kırk birinci dakikada Cenk'ten aldığı müthiş pası gole çeviren Talisca'nın "Bir sonraki tur çok daha zor olacaktır, çok zor olacağından eminim." açıklaması, futbolcuların da her şeyin farkında olduğuna işaret ediyor.

Cenk bu gece kara kartalı attığı gollerle değil ama verdiği gol pasıyla uçurdu.

Maçtan sonra açıklama yapan Quaresma, her zamanki gibi önümüzdeki lig maçına bakıp yine şampiyon olacağız dedi. Quaresma bu açıklamayı neredeyse her maçtan sonra yineliyor. Belli ki Beşiktaş'ın üst üste üçüncü şampiyonluğuna çok önem veriyor. Belki kendisi için de bu sezonu final olarak görüyor ve futbol kariyerini zirvede tamamlamak istiyor. Belki de basitçe başarıya doymuyor. Aklındakinin tam olarak ne olduğunu bilmiyorum ama üçüncü şampiyonluğu gönülden istediği apaçık ortada. Tolgay'ın maç sonunda yaptığı açıklamada Beşiktaş izleyicilerinin maçlara gelmek için harçlıklarını biriktirdiklerini ve onlara bu paranın karşılığını vermek istediklerini ifade etmesi gecenin en güzel beyanlarından biri olmalı. Böylelikle Beşiktaşlı futbolcuların sadece aldığı paraya bakan ruhsuz profesyoneller olmadıklarını bir kez daha görmüş olduk.

Porto teknik direktörü Sergio Conceiçao, şu anda Porto forması giyen Aboubakar'ın maç sonunda Beşiktaşlı izleyicilere gitmesini iyi niyetli karşılamak lazım demiş. Gerçekten de çok mütevazi bir açıklama ancak ben Beşiktaşlı olmama rağmen Aboubakar'ın bunu yapmasını doğru bulmadığımı söylemeliyim. Belki yapılan tezahüratlara elini sallayarak veya tribünleri selamlayarak cevap verebilirsin ama üçlü çektirmek biraz fazla olmuş. Kendi takımın sahadan ihtiyacı olan puanı alamamışken Beşiktaş futbolcusu gibi davranışlar sergilemek doğru değil. Biz de onu seviyoruz ve Beşiktaş'a geri dönmesini çok isteriz ama her şeyin bir adabı var. Genelin aksine bu konudaki görüşümün olumsuz olması ile ilgili konuya başka bir pencereden bakmanızı rica edeceğim. Bu oyuncu Beşiktaş'ta forma giyiyor olsaydı ve Porto deplasmanında Porto seyircisine üçlü çektirseydi birer Beşiktaşlı olarak ne düşünürdünüz? Bir de böyle değerlendiriniz efendim.

Sergio Conceiçao'ya tekrar dönmek istiyorum. Beşiktaş'ın grupta oynayacağı son deplasman maçında Leipzig takımı karşısına çıkarak üç puan almasının zor olduğunu da ifade etmiş ve Aboubakar konusundaki sözlerinde bulunan mütevazi tavrını sürdürememiş. Kara kartal senin Portekiz ligini hallaç pamuğu gibi atan takımını deplasmanda yendiyse, Leipzig takımını da deplasmanda gayet yenebilir. Rakibin gücünden haberdarız ve kimin kimi yenemeyeceğini söylemek sana düşmüyor. Sen Beşiktaş'ı bırak, Monaco'yu yenip gruptan çıkabilecek misin ona bak önce derler adama.


En az beş yıllık olmak üzere düşünülmüş plan tıkır tıkır işliyor ve Beşiktaş her adımda daha da yükseğe tırmanmaya devam ediyor. Bugün Beşiktaş'ın günü. Bugün Beşiktaşlıların günü. Şimdi zaferin tadını çıkartma zamanı. Her zaman her yerde en büyük Beşiktaş.


Stadyum: Vodafone Arena
Hakemler: Antonio Mateu Lahoz, Pau Cebrian Devis, Roberto del Palomar (İspanya)
Beşiktaş: Fabricio, Gökhan Gönül, Pepe, Tosic (Dk. 46 Medel), Adriano, Hutchinson, Tolgay Arslan, Quaresma (Dk. 90+2 Negredo), Talisca (Dk. 87 Oğuzhan Özyakup), Babel, Cenk Tosun
Porto: Jose Sa, Maxi Pereira, Felipe, Marcano, Telles, Danilo, Herrera (Dk. 90 Reyes), Ricardo (Dk. 80 Corona), Oliveira, Brahimi, Aboubakar
Goller: Dk. 29 Felipe (Porto), Dk. 41Talisca (Beşiktaş)
Sarı kartlar: Dk. 9 Oliveira, Dk. 22 Maxi Pereira (Porto), Dk. 43 Talisca, Dk. 65 Gökhan Gönül (Beşiktaş)

19 Kasım 2017 Pazar

BEŞİKTAŞ 0 - 0 AKHİSAR BELEDİYESPOR (17/KASIM/2017)


Beşiktaş, 2017-2018 sezonu on ikinci maçında Akhisar Belediyespor'u misafir etti. Ev sahibi Beşiktaş maçın hakimi olan taraftı ancak bunu skora yansıtmayı başaramadı ve mücadele golsüz beraberlikle tamamlandı.

Şu bir gerçek ki bir maçta verilen penaltıyı kaçırdığınızda ve bir topunuz da direkten döndüğünde, futbol ilahları o maçı almanızı istemiyor demektir. Futbol ilahı diye bir şey var mı? Neye istersek ona inanma özgürlüğümüz varsa cevap neden evet olmasın? Teknik Direktör Şenol Güneş'in de ifade ettiği üzere Beşiktaş maçın hakimiydi. Şampiyonlar Ligi'ni deprem gibi sallayan ve son iki sezonun şampiyonu olan bir takımın ev sahibi olduğu maçta böyle oynaması gayet doğal ancak sanırım yine kafalar hafta içi oynanacak Porto mücadelesine kaydı. Akhisar Belediyespor maçı oynanırken henüz lider Galatasaray on ikinci hafta maçına çıkmamıştı. Çıkıp Başakşehir'den beş gol yediklerinde bu beraberlik bizi daha çok sıkacaktı zira kazanmış olsak artık liderlik koltuğunda oturan Galatasaray'ı aşağı indirmek üzere olacaktık. Ne var ki Beşiktaş'ın şu anda yine dört puan geriden bile o koltuğu sallamaya devam ettiği bir gerçek.

Beşiktaş'ın başarısını en çok isteyen Q7,
kaçırdığı penaltı sonrası üzüntüsünü gizleyemedi.

Diğer bir konu da Şenol Güneş'in takımı saklamayı tercih etmiş olması. Saklayacak tabi. Porto maçı öylesine büyük bir maç ki tarih Beşiktaş'ın ismini altın harflerle yazacak. Eskiden takımlar öylesine amatördü ki, ligde alınan puanlar Avrupa Kupası maçlarından daha önemliydi. Nasıl olsa elenme durumu olacaktı. Kimse inanmıyordu başarıya. Peki bu takımı saklama durumu sahaya ne kadar yansıdı? Takım saklanmış hali ile bile çok fazla pozisyona girdi ama olmayınca olmuyor işte. Şimdi yazmışlar her yerde görüyorum. Şu oyuncu bu dakikada girmeliydi, bu şu zamanda çıkmalıydı filan. Artık bırakın bu işleri. En azından kendini ispatlamış adamlar için yazmayın bunları. Şenol Güneş'in kararlarını sorgulamak çok komik kalıyor. Yine de kızmıyorum. Konuşacak bir şeyleri yok ve bu türden eleştirilerle kendilerini küçük düşürüyorlar. Bir de ben kızarsam ağır olabilir. Negredo ve Lens'in ileride oynadığı ve o iki oyuncunun Quaresma ile desteklendiği bir taktikten gol çıkmıyorsa bunun adı sadece kader olabilir. Hem neden kimse Beşiktaş'ın on beş puan geriden liderin dört puan dibine gelmiş olmasını konuşmuyor? Bunun manşet olabilmesi için takımın ismi başka mı olmalı? Beşiktaş olunca mı haber olmuyor bu?


Ben daha bu yazıyı yazarken Akhisar Belediyespor maçı unutuldu bile ve hepimiz Porto maçına yoğunlaştık. Şimdi tarih yazma zamanı. Şimdi kara kartalı göklerde yükseltip tüm dünyaya tanıtma zamanı.

Stadyum: Vodafone Arena
Hakemler: Serkan Çınar, Süleyman Abay, Mehmet Cem Hanoğlu
Beşiktaş: Fabricio, Gökhan Gönül, Medel, Tosic, Adriano, Hutchinson, Tolgay Arslan (Dk. 75 Oğuzhan Özyakup), Lens (Dk. 46 Cenk Tosun), Talisca, Quaresma, Negredo (Dk. 65 Babel)
Akhisar Belediyespor: Lukac, Miguel Lopes, Mustafa Yumlu, Caner Osmanpaşa, Kadir Keleş, Sissoko, Aykut Çeviker (Dk. 75 Eray Ataseven), Larsson, Soner Aydoğdu, Onur Ayık (Dk. 85 Hora), Emnes (Dk. 59 Henrique)
Kırmızı kart: Dk. 80 Henrique (Akhisar Belediyespor)
Sarı kartlar: Dk. 10 Kadir Keleş, Dk. 80 Fatih Öztürk, Dk. 89 Hora, Dk. 90+6 Lukac (Akhisar Belediyespor), Dk. 47 Tosic, Dk. 62 Hutchinson, Dk. 78 Babel, Dk. 80 Medel  (Beşiktaş)

7 Kasım 2017 Salı

GÖZTEPE 1 - 3 BEŞİKTAŞ (05/KASIM/2017)


Beşiktaş, 2017-2018 sezonu on birinci maçında Göztepe'ye misafir oldu. Zoru İzmir deplasmanından net bir skorla üç puanı çıkartmayı başaran kara kartal, medyanın gözünde tekrar şampiyon adayı pozisyonuna yerleşti. Karşılıklı atakların olduğu ve ev sahibi takımın bir Süper Lig takımına yakışır şekilde oynadığı mücadelede, izleyenlere keyif verdi.

Artık siz deyin Göztepe köklü bir kulüp olduğundan ben diyeyim kendine ait izleyicisi olduğundan, maç gerçekten izlemeye değerdi. Bornova Stadyumundaki atmosfer, neden birden ortaya çıkmış proje takımların Süper Ligde olmaması gerektiğini ve bizim o takımların oyunundan neden keyif almadığımızı göstermiş oldu. Bir futbol takımı tek başına bir şey ifade etmiyor. İzleyicileri ile birlikte yıllara dayanan bir tutkuyla kök salmış olan takımların ruhu oluyor. O ruh da stadyuma yansıyor. Atmosferi hemen hissedebiliyorsunuz. Bornova Stadyumundaki atmosferde tuhaf bir şekilde yakın geçmişe dair aydınlık dolu bir hava vardı. Tam kelimelere dökemiyorum ama basitçe özlediğimiz bir ışık diyerek kendimi ifade edeceğim. İşte o ışık maçtan da keyif almamıza vesile oldu. Bir de takımımız galip gelince değmeyin keyfimize. 


Maçta karşılıklı olarak verilmeyen iki tane penaltı var. İkisi de bariz penaltı ve hakem bunları atladı. Atiba'nın rakibini ceza sahası içerisinde kolundan çekip düşürdüğü ve Talisca'nın ceza sahasına girerken düşürüldüğü pozisyonlar net penaltıydı. Bununla beraber Göztepe'nin attığı gol ofsayttı. hem de o kadar net bir ofsayt ki, insan izlerken yan hakem ne iş yapıyor diye sormadan edemiyor. Ofsayt kameraları olsa da olmasa da zaten işe yaramıyor. Beşiktaş maçı aldığı için kimse üzerinde durmuyor ama bu maç berabere bitseydi işte o zaman görün siz tantanayı. Nasıl beceriyorlar anlamıyorum. Şu son zamanda bahsi geçen kameralı hakem kararı sistemine geçilmesini destekliyorum. Bu türden skandal kararların önüne geçeceğine inanıyorum. 

Şimdi biraz basında maç ile ilgili yorumlara değinmek istiyorum. Quaresma'nın bu maçta formsuz olduğu ve artık ona tahammül olmaması gerektiğine dair bir yorum okudum. Bir de bunu yazan koyu Beşiktaşlı bir yazar. Ne diyeceğimi bilemiyorum ve sadece gülüyorum. Bu takımı üçüncü şampiyonluğa yoğunlaştıran tek kahraman Quaresma olduğu halde böyle bir yoruma maruz kalması üzücü. Talisca'nın da durgun olduğu bir dönem oldu. Hemen okları ona çevirmiştiniz. Şimdi ne oldu? Talisca attığı golden sonra tribünleri öyle bir selamladı ki imrenmekten başka yapacağınız bir şey kalmadı. Efendim bu maçta boynuz kulağı geçer miymiş acaba? Bu sözler Şenol Güneş'in eski yardımcısı Tamer Tuna için söylenmiş. Pes doğrusu diyorum. Keşke en azından beş sene bekleseydiniz de Tamer Tuna önce kendini hoca olarak ispatlasaydı, ondan sonra kıyaslamaya gitseydiniz. Gerçi beş sene de kısa oldu ama baksanıza adamlar bir kaç hafta bile bekleyemiyorlar. Şenol hocanın Lens ve Negredo ısrarı anlaşılır gibi değilmiş. Bu güne kadar Şenol hoca hep sizin dediğiniz oyuncuları sürdü sahaya, öyle iki şampiyonluk aldı ve üçüncüsüne emin adımlarla yürüyor değil mi? İşin özü şu ki, yazacak bir şey kalmayınca mecburmuş gibi saçmalamaya başlayan bazı spor yazarları var. Kendinizi komik düşüreceğinize hiç yazmayın daha iyi derim. Bununla birlikte doğru tespitler de okumadım değil ama işte bu tespitler belirli sınırlar içerisinde olmalı.


Kaç haftadır ısrarla Beşiktaş'ın şampiyonluğun en güçlü adayı olduğunu yazıyorum. Bana üç puanlı sistemde on bir puan fark bahanesiyle gelmeyin efendiler. Bunları aşalım artık. Beşiktaş doğru işler yapmaya devam ediyor. Hepsinden önemlisi de ne yaptığını bilerek yapıyor ve bize de keyifle izlemek kalıyor.

Stadyum: Bornova Stadyumu
Hakemler: Hüseyin Göçek, Mustafa Emre Eyisoy, Kemal Yılmaz
Göztepe: Beto, Sabri Sarıoğlu, Kadu, Leo, Traore, Halil Akbunar (Dk. 77 Ngando), Selçuk Şahin (Dk. 83 Doğanay Kılıç), Andre Castro, Tayfur Bingöl (Dk. 56 Ömer Şişmanoğlu), Gouffran, Ghilas
Beşiktaş: Fabricio, Gökhan Gönül (Dk. 61 Medel), Pepe, Tosic, Adriano, Quaresma (Dk. 88 Negredo), Hutchinson, Tolgay Arslan, Babel, Talisca (Dk. 80 Necip Uysal), Cenk Tosun
Goller: Dk. 7 Talisca, Dk. 47 Babel, Dk. 53 Cenk Tosun (Beşiktaş), Dk. 66 Ghilas (Göztepe)
Kırmızı kart: Dk. 86 Leo (Göztepe)
Sarı kartlar: Dk. 75 Pepe (Beşiktaş), Dk. 89 Ömer Şişmanoğlu (Göztepe)