11 Şubat 2018 Pazar

BEŞİKTAŞ 5 - 0 KARABÜKSPOR (10/ŞUBAT/2018)


Beşiktaş, 2017-2018 sezonunun yirmi birinci maçında Karabükspor'u misafir etti. Karşılaşmanın mutlak hakimi olan kara kartal, oynadığı güzel oyunu tam beş gol ile süsledi ve gerek tribünlere gelen izleyicilerine gerekse televizyonları karşısında maçı takip eden izleyicilerine keyifli bir doksan dakika izletti.

Takımımız şubat ayı içerisinde, Şampiyonlar Ligi, Türkiye Kupası ve Süper Lig'de inanılmaz yoğun bir program içerisine girecek. Karabükspor bu program başlamadan önceki son nefes alma ve durağıydı. Gerek maçın Vodafone Arena'da oynanıyor olması, gerekse rakip Karabükspor'un iyi bir takım olmasına rağmen talihsiz bir şekilde ligin dibine demir atmış bir takım olması, takım ve seyirciler için bir moral maçı fırsatı yaratıyordu. Kara kartal da bu fırsatı fazlasıyla iyi değerlendirdi. Doksan dakikaya gol yemeden atılan tam beş gol sığdı. Benim maç için skor tahminim Beşiktaş lehine dört sıfırdı. Bir şekilde skoru doğru bildiğim de söylenebilir aslında zira Love'un attığı ilk gol ofsayttı. Pozisyonu defalarca izleyip sahneden kareler kaydettim. Öylesine hızlı gelişiyordu ki, kolay anlaşılmıyordu. Hakemin maç sırasında benim gibi defalarca izleme fırsatı olmadığından pozisyonu kaçırması çok normal. Şimdi bu satırları okuyup, Beşiktaş lehine verilmesi gereken bir çok pozisyonun zamanında es geçildiğini söyleyecek Beşiktaşlı kardeşlerim olacaktır. Beşiktaş'ın hakkının yıllardır nasıl yendiğini, Süper Lig'de bir takımın hak etmediği halde utanmadan nasıl dört yıldızlı formayla sahaya çıktığını hepimiz biliyoruz ve ben o günleri yaşayarak gördüm. Yine de Beşiktaş Maç Yorumları sayfası için belirlediğimiz bir vizyon var. O da dünyaya Beşiktaş taraftarı değil, doğru, adil ve centilmen birer Beşiktaşlı olduğumuzu göstermektir. Beşiktaş'ın hakkının yendiğini de söyleyeceğiz, tersi olduğunda da söyleyeceğiz. İkisini de cesurca yapacağız ve bunu Beşiktaşlı olmayanlara da göstereceğiz. Örnek almalarını sağlayacağız. İnsanlığı şu anda geldiği çürümüşlük noktasında sadece bu düşünce yapısıyla kurtarabiliriz. Bu yolda ne kadar başarılı olacağımı bilmiyorum ama gençlere örnek olmayı bir görev olarak görmemiz gerektiğine inanıyorum. Belki bir gün herkes ders alır ve hiç bir takımın hakkının yenmediği, tüm maçlarda sahada tiyatronun değil gerçek futbol mücadelesinin olduğu bir lig izleyebiliriz.

Love'un attığı ilk gol ofsayttı. Hakem, çok hızlı gelişen pozisyonu kaçırdı. 

Artık hepimizin Negredo'nun gol atmak dışında oynadığı futbolla Beşiktaş'a katkısı olan bir oyuncu olduğunu gördüğümüzü var sayıyorum zira teknik direktör Şenol Güneş'de basın toplantısında bunu dile getirdi. Şenol hoca potansiyel gördüğü ve çalışarak kendini gösteren her oyuncusunu parlatmak için çabalıyor. Takımda olmayı gönülden isteyen kimseyi harcamıyor. Talisca, eski bir tribün deyimiyle leblebi gibi gol atıyor. Gol attırsın diye aldığımız adam gol atıyor, gol atsın diye aldığımız adam başka doğru işler yapıyor. Ne olursa olsun sonuçta kazanan yine Beşiktaş oluyor. Diğer bir eski tribün deyişiyle de takım şiir gibi futbol oynuyor. Sanırım bu takımın tüm eksikleri tamamlandı ve benim Bayern Münih maçı için beklentim de arttı. Bu kadro işine iyi yoğunlaşırsa Bayern Münih'i geçecektir. Yeter ki geçen sene olduğu gibi ayak oyunlarıyla, kulislerde dönen kirli ilişkilerle takımımızı dışarıya atmasınlar. Adil bir hakem yönetimi ve biraz şans ile Beşiktaş bu turu geçecektir. Böyle maçlarda şans gerçekten önemli bir faktör oluyor. Hani derler ya adamlar bir kez geldi, olmadık bir pozisyon gol oldu, işte öyle olmaz ise kara kartal turu geçer. Laf Karabükspor maçından nereye geldi ama bu maçta da konuşulacak tek şey Beşiktaş'ın attığı şık gollerdi. Diğer bir deyişle, Karabükspor'u da kendi sahanda yen artık. Sonucu zaten belli olan bir maç. Bu arada Love'u gol atsın diye aldık ve adam süper profesyonel olduğu için sahaya inmesiyle işini yapmaya başlaması bir oldu. Nokta atış transfer diye buna derim. 


Beşiktaş, talihsiz veya özellikle olacak şekilde Türkiye Kupası yarı finalinde Fenerbahçe ile eşleşti. Programın böylesine yoğun olduğu ve ülkemizi Avrupa'da temsil eden tek takım olan kara kartalın belki de tarihinde çıkacağı en önemli maç döneminde Fenerbahçe ile eşleşmesi gereksiz oldu. Maç derbi maçı olunca ucunda bir iddia olmayan hazırlık maçı bile olsa iş ciddi bir havaya bürünüyor. Malum Fenerbahçe turu geçerse medya öylesine büyük bir zafer kutlamasına imza atacaktır ki, Beşiktaş Bayern Münih'i geçse bile bu başarı gölgede kalabilir. Bunları çok yaşadık. Beşiktaş'ın Avrupa kupasında zafer yazdığı bir gecede sözde spor programlarından birisinin saatlerce Fenerbahçe basın toplantısı yayınladığını hatırlıyorum. İşte bütün bu sebeplerden dolayı Beşiktaş yönetimi federasyondan ertelemeler içeren bir yeni program rica etti. Cevabın olumlu olacağını hiç sanmıyorum ama gerekliliğine de gönülden inanıyorum. Sonuçta Şampiyonlar Ligi'ndeki başarı sadece kara kartalı değil ülkemizi de dünya spor gündeminde zirveye oturtacak. Böyle bir vizyonları var mı veya bu olası başarıyı umursarlar mı, onu da bilmiyorum. Hep beraber izleyip göreceğiz. 

Kısaca toparlayacak olursak, Beşiktaş bu ay ucu görünmeyen karanlık bir tünele giriyor. Karabükspor maçı bu tünele girmeden önceki son moral noktasıydı. Şimdi tüm camia kenetlendik ve tünelin ucundaki aydınlığa ulaşmak için yola çıktık. Bakalım yakın gelecek bize ne getirecek. 

STADYUM: Vodafone Arena
HAKEMLER: Bülent Yıldırım, Asım Yusuf Öz, Serkan Çimen
BEŞİKTAŞ: Fabri, Gökhan, Pepe, Medel, Adriano, Oğuzhan (Vida dk. 56), Atiba, Quaresma, Babel (Lens dk. 76), Talisca, Negredo (Love dk. 56)
KARDEMİR KARABÜKSPOR: Çağlar, Hakan Aslantaş (Murat Akın dk. 76), Kravchenko, Ferhat Görgülü, İshak, Skulason, Osman, Biliznichenko (Stahl dk. 36), Ergin (Kage dk. 67), Ibanez, Alexe
GOLLER: Pepe (dk. 14), Talisca (dk. 27 ve 84), Love (dk. 59 ve 90+2) (Beşiktaş)
SARI KARTLAR: Osman, Skulason (Kardemir Karabükspor), Oğuzhan, Atiba, Adriano (Beşiktaş)

7 Şubat 2018 Çarşamba

GENÇLERBİRLİĞİ 0 - 1 BEŞİKTAŞ (06/ŞUBAT/2018)


Beşiktaş, 2017-2018 Türkiye Kupası çeyrek final ikinci maçında Gençlerbirliği'ne misafir oldu. İlk maçı üç birlik skorla alan Beşiktaş, deplasmanda da rakibini tek golle geçince, Türkiye Kupası'nda ismini yarı finale yazdıran taraf oldu.

Bu maçta sahaya çıkan kadro, yedek kadro gibi görünse de aslında daha çok ikinci Beşiktaş olarak değerlendirmek daha doğru olur. Bu ikinci Beşiktaş görevini gayet de iyi yapıyor. En çok da Mustafa'nın golcü kimliğini tekrar sergilemeye başlamış olması sevindirici. Önünde öyle isimler vardı ki, as kadroda yer bulması neredeyse imkansızdı ama o çalışmayı bırakmadı ve fırsatını bulduğunda da o çalışmanın meyvelerini vermeye başladı. Bu, hem kendisi için hem de Beşiktaş için çok önemli bir gelişmedir. Kara kartal en güçlü gol ayağı olan Cenk'i Everton'a transfer ettikten sonra orada açılan boşluğu Mustafa'nın doldurup dolduramayacağı şüphesiz tartışmaya açık ama bu durum onun görev verildiğinde layıkıyla yaptığı gerçeğini de değiştirmiyor. Nitekim Mustafa bu maçta da bir gol atarak dikkatleri tekrar üzerine çekmeyi başardı. Maç boyunca Beşiktaş'ın direkten dönen iki tane topu var. Sadece bu iki pozisyon bile kara kartalın maçta üstün olan taraf olduğunu göstermeye yeterli.


Maçın önüne geçen bir olay oldu ki futbol dışı konuların maça yansıması hiç sevmediğim bir durumdur. Beşiktaş Teknik Direktörü Şenol Güneş ve Gençlerbirliği Teknik Direktörü Ümit Özat arasında bir çekişme söz konusuydu ve bu basında oldukça fazla yer buldu. Bu atışmanın başladığı nokta tam olarak neresi bilmiyorum ama ben konuyu Şenol Güneş'in basın toplantısında Ümit Özat için "O cüssesiyle bana doğru koştu" diye başlayan cümlesinden itibaren takip etmeye başladım. Gördüğüm kadarıyla herkes şahsi düşüncesini dile getirmiş. Şimdi ben de bir kaç kelam edeyim. Ümit hoca, Şenol hocanın öğrencisi olduğu için Şenol hoca samimiyetle böyle bir söz etmiş olabilir ama bunun kameralar karşısında dile gelmesi, büyük ihtimalle Ümit hocayı rahatsız etti. Bu diyalog ikili arasında yaşanan bir diyalog olsa belki Ümit Özat bu kadar tepki göstermezdi. İnsanların bedeniyle ilgili rencide edici bir sözü dile getirmek herkesin rahatsız olacağı bir durumdur. Şenol hocanın talihsizliği, bunu samimiyetin sıfır olduğu medya karşısında yapmış olmasıdır. Zaten anti Beşiktaşlı olan medya, bu malzemeyi Beşiktaş'a karşı kullanıp takımın başarısını gölgelemeyi çok iyi başardı. Beşiktaş şu anda Şampiyonlar Ligi'nde grubunu lider ve yenilgisiz bitiren, Türkiye Kupası'nda  yarı finale yükselmiş ve tüm puan kayıplarına rağmen Süper Lig'in en güçlü şampiyonluk adayı durumundadır. Böyle bir atışma gündeme gelince Beşiktaş'ı konuşmak yerine bulanık sohbetlerle gündemi gölgelemek medya için bulunmaz bir fırsattı. Onlar da bu fırsatı tepmiş olsalar pek şaşırırdım. Şimdi gelelim Ümit Özat'a. Eğer Şenol Güneş'in kameralar karşısında söylediği talihsiz sözlere hiç cevap vermemiş olsaydı, kendisini bir adım yukarıya taşıyacaktı. O ise kontrolü kaybedip söylememesi gereken inanılmaz sözler söyleyerek yanan ateşin üzerine benzin döktü. Tercihinin bu yönde olmasına saygı duyuyorum çünkü fiziki durumu ile ilgili rencide olduğu için iplerin kopmuş olması ve kontrolü kaybetmesini normal karşılıyorum. Yine de atalarımızın "Keskin sirke küpüne zarar" dediklerini unutmamak gerekir. Böyle olunca suçlu olan taraf kendisi oldu. Şimdi gelelim tribünlere. Bu karşılıklı atışmaya tribünlerin dahil olması ve Ümit Özat'a bir hayvan yakıştırması yaparak seslenmesi, ne bir Beşiktaşlıya ne de bir bireye yakışmaz. Herkes yaptığı hatanın bedelini öder ama bu bedeli günlük hayatta tanımadığın bir insana hakaret ederek ödetmeye kalkmak da kimsenin haddi değildir. Bu tartışmanın sonunda hem Şenol hoca, hem Ümit hoca, hem de Beşiktaş tribünleri sınıfta kalmıştır. Kazanan sadece kaostan beslenmeyi seven medyadır. "Fairplay" sadece sözde kalmış ve spor çirkin bir yüze bürünmüştür. Keşke bunları konuşmak zorunda kalmasaydık ama maalesef iş birden kontrolden çıktı ve bu hale geldi. Bundan sonra yapılacak tek şey herkesin yaşananlardan ders almasıdır.

Mustafa yine verilen görevi yerine getirdi ve golünü attı.

Geçen hafta Bursaspor deplasmanında kaybedilen iki puana kazanılan bir puan olarak bakmamız gerektiğini söylemiştim. Şampiyonluğun diğer adaylarının tümü oynadıkları maçlarda puan kaybedince, o bir puanın ne kadar değerli olduğu ortaya çıktı. Fikstüre baktığımızda Beşiktaş'ın artık çok dikkatli olması gerektiği açık. Bununla beraber kara kartalın hala şampiyonluktaki en güçlü aday olduğunu açıkça görebiliriz. Bunun yanında ne kadar gölgelenmek istense de takımımızın Türkiye Kupası'nda yarı finalist olduğunu da unutmayalım ve keyfini çıkartalım. Beşiktaş'ın önünde çok zorlu bir takvim var. Nefesimizi tuttuk heyecanla şubat ayının getireceklerini beklemeye devam ediyoruz.

Stadyum: Ankara 19 Mayıs Stadyumu
Hakemler: Özgür Yankaya, İsmail Şencan, Süleyman Özay
Gençlerbirliği: Taha Demirtaş, Ahmet Oğuz, Milinkoviç, Luccas Claro, Kamal İssah (Jailton dk. 34), Alper Uludağ (Yıldırım Mert Çetin dk. 67), Florentin Pogba, Skuletic (Rahmetullah Berisbek dk. 62), Khalili, Aydın Karabulut, Zeki Yavru
Yedekler: Hopf, Numan Soysal, Uğur Çiftçi, Palitsevich, Scekic, Guidileye, Stephane Sessegnon
Teknik Direktör: Ümit Özat
Beşiktaş: Tolga Zengin, Caner Erkin, Pepe, Vida, Necip Uysal, Medel, Tolgay Arslan, Mustafa Pektemek (Talisca dk. 81), Lens (Quaresma dk. 86), Babel, Vagner Love (Adriano dk. 76)
Yedekler: Fabri, Utku Yuvakuran, Gökhan Gönül, Fatih Aksoy, Oğuzhan Özyakup, Larin, Negredo
Teknik Direktör: Şenol Güneş
Gol: Mustafa Pektemek (dk. 25) (Beşiktaş)
Kırmızı Kart: Necip Uysal (dk. 71) (Beşiktaş)
Sarı Kart: Tolga Arslan (Beşiktaş)

3 Şubat 2018 Cumartesi

BURSASPOR 2 - 2 BEŞİKTAŞ (02/ŞUBAT/2018)


Beşiktaş, 2017-2018 sezonunun yirminci maçında Bursaspor'a misafir oldu. Ev sahibi takımın izleyicileri Beşiktaş'ı iyi karşılamadı ve kara kartal Bursa'da bir misafirden çok düşman gibi görüldü ama tüm olanlara rağmen bir puanı almasını bildi.

Sene olmuş 2018, hala sahaya eline geçeni fırlatıp atanlar var. Tribünlerde oturanlara "Taraftar" ismi yakıştırıldığında olacağı budur. Basitçe para verip hafta sonu hobisi olarak maça giden insanlarız biz. Kimsenin bir şeye taraf olması gerekmiyor. Kimse bir takımı tuttuğumuz için cebimize para koymuyor. Bu bir çıkar ilişkisi değil. O yüzden taraf olmak da söz konusu değil. Bunu dile getirdiğimde öne atılıp taraf olduğunu ısrarla vurgulayanlar var. Endişeye mahal yok arkadaşlar. Karşınıza dikilip "Sen taraftar değilsin!" dediğim zaman bu sizin Beşiktaşlı olmadığınız anlamına gelmiyor. Artık dogmatik düşüncelerden sıyrılıp özümüze dönmenin zamanı geldi. Gelişmiş ülkelerde tribünlere gelen kimse futbolu bu gözle görmüyor. Neredeyse yüz seneyi devirmiş bir cumhuriyetin çocukları olarak aşalım artık bazı düşünceleri lütfen. Ne demek istediğimi anlayın. Taraf olmakla Beşiktaşlı olmak aynı şeyler değil. İnsanları taraflarda karşı karşıya getirdiğinde olacağı budur. Normal hayatında bir spor kulübü ile hiç bir organik bağı olmayan insanların sahadaki oyuncuların kafasına eline geçeni fırlatmasının sebebi nedir? Sanal olarak yaratılan taraf olma algısıdır. Bu zehirli kelime zihinlere işlememiş olsa herkes maçını keyifle izler, sosisli sandviçini yer, içeceğini içer, takımı yense de yenilse de tezahürat yapar, eğlenir ve evine döner. Bizim hayatta tutunacak hiç bir dalımız yok mu ki tribüne çıktığımızda sahadaki bir takıma taraf olacağız? Sonuçları ortada işte. Quaresma korner kullanacak, kafasına bir şeyler atıyorsun. Ne geçiyor eline? Haftaya kapatırlar tribününü, gider kahvede izler rahatlarsın. Tüm Türkiye'de son teknoloji stadyumlar inşa ettiler. Gelip maç izleyenler doğru yönlendirilmemiş bilinçsiz kitlelerden oluştuktan sonra gökyüzünde asılı duran stadyum yapsan ne önemi var? Yine de tatmin olmadıysak çok daha net bir örnekle anlatayım. Milli futbol takımını izlerken, takım gol atarsa yanındaki adama "Goool" diye bağırıp sarılıyorsun. Kimsenin aklına yanında oturan şahsın hangi takımı tuttuğunu sormak gelmiyor. Oysa o sarıldığın adam bir hafta önce başka bir takıma "Taraf" olduğu için parmağını karşı tribüne sallayarak küfür ettiğin adam olabilir. Ne kadar anlamsız olduğunu göremiyor muyuz?

Türk futbolu adına skandal bir utanç tablosu çizen tribünler ve 
sahaya atılan cisimleri engellemeye çalışan kahraman Türk polisi. 

Gelelim maça. Takıma golcü alacağız diye ortalığı velveleye verdik ama meğer ne çok gol atmaya meraklı oyuncu varmış takımımızda. Yedek kulübesine mahkum olmuş Mustafa'dan defans oyuncularına kadar herkes gol atmaya başladı. Adriano on üçüncü dakikada kaleyi karşıdan çok iyi gördü ve jeneriklere layık bir gol attı. Kariyerinde böyle golleri sıkça gördüğümüz Adriano'nun bu önemli deplasmanda kara kartal adına o şık golü atması güzel oldu. Otuz yedinci dakikada Beşiktaş kalesinde golü gördü ve maç beraberliğe geldi. Maçı anlatan spiker, önündeki son teknoloji ürünü elli açıdan görüntü veren kameralara rağmen golü hemen Negredo'nun üzerine yazdı. Öyle ya Negredo gol atamıyor diye biz kendimizi yerken "Alın size gol" vurgusuyla oyuncumuzun golü kendi kalesine attığını söylemek pek bir eğlenceli olsa gerek. Oysa Negredo ayağını topu dışarıya çıkarabilmek üzere uzatmıştı ama çabası yeterli olmamıştı. Top o dokunmasa bile çoktan ağlarla buluşmuştu. Maçı radyodan anlatsan belki yedirirsin ama göz var nizam var. Ayıp diye de bir şey var. Benim tüm bu yazdıklarıma rağmen tarih golü Negredoya kaydetti o ayrı. Yapacak bir şey yok. Talihsiz evladım benim. Kurşun mu döktürsek ne yapsak bu çocuğa? Bir de bunun üzerine Bursaspor'un ikinci golü atıp öne geçmesi bizi çok tedirgin etti. Zaten seyirci baskısıyla mevcut performansının üzerine çıkarak oynayan Bursaspor'u yenmek kolay değilken işler sarpa sardı. Beşiktaş öyle geldi, böyle geldi, her türlü gol atağını denedi ama olmadı. Sonunda sakatlığı atlatmasının ardından sahalara bomba gibi dönen Caner'in müthiş pasında topla buluşan Negredo, Bursaspor'un ilk golünü büyük bir keyifle kendisine yazan spikere nispet beraberlik golünü attı.

O nasıl bir goldü Adriano? Defalarca izledik ama doyamadık.

Bu maçın ardından paniğe kapılıp şampiyonluk gitti hesapları yapanlar ve komik bir şekilde Teknik Direktörümüz Şenol Güneş'e tepki gösterenler var. Oysa bu durum olaya nereden baktığınızla ilgili. Beşiktaş mevcut şartlarda üç puan değerinde bir puanı kapıp evine döndü. Matematiksel olarak kayıp var ama kazanç da var. Beşiktaş şampiyonluğun güçlü adayı olmayı sürdürüyor. Bizim yapabileceğimiz tek şey, ısrarla sonuna kadar takımımızı desteklemek.

Stadyum: Bursa Timsah Arena
Hakemler: Halil Umut Meler, M.Emre Eyisoy, Cevdet Kömürcüoğlu
Bursaspor: Harun Tekin, Barış Yardımcı (Ricardo Faty dk. 89), William Ekong, Titi, Aziz Behich, Dzon Delarge (Josua John dk. 73), Abdullahi Shehu, Emmanuel Badu, John Bostock, Yusuf Erdoğan, Bogdan Stancu (Jires Kembo dk. 76)
Yedekler: Muhammed Şengezer, Sinan Bakış, Geoghe Grozav, Furkan Soyalp, Onur Atasayar
Teknik Direktör: Paul Le Guen
Beşiktaş: Fabri, Gökhan Gönül (Caner Erkin dk. 69), Pepe, Domagoj Vida, Adriano Correia, Ricardo Quaresma, Gary Medel, Oğuzhan Özyakup (Mustafa Pektemek dk. 80), Talisca, Jeremain Lens (Vagner Love dk. 57), Alvaro Negredo
Yedekler: Tolga Zengin, Utku Yuvakuran, Fatih Aksoy, Necip Uysal, Tolgay Arslan
Teknik Direktör: Şenol Güneş
Goller: Titi (dk. 37), Dzon Delarge (dk. 45) (Bursaspor), Adriano Correia (dk. 13), Alvaro Negredo (dk. 90) (Beşiktaş)
Sarı Kartlar: Abdullahi Shehu, Dzon Delarge, Jires Kembo, Aziz Behich (Bursaspor), Gary Medel, Ricardo Quaresma (Beşiktaş)

2 Şubat 2018 Cuma

BEŞİKTAŞ 3 - 1 GENÇLERBİRLİĞİ (30/OCAK/2018)


Beşiktaş, 2017-2018 Türkiye Kupası çeyrek final ilk maçında Gençlerbirliği'ni misafir etti. Teknik Direktör Sayın Şenol Güneş'in kupa maçına özel kurgulayıp sahaya sürdüğü takım, şüphesiz üstün olan taraftı. Yediği tek gole rağmen üç golle net bir skora imza atan kara kartal, deplasmanda oynayacağı ikinci maç ve tur adına avantajlı bir duruma geldi.

Medya maça çok ilgi olmadığı ve tribünde yer yer boşluklar olduğunu yazdı. Oysa Beşiktaş, tribünleri bomboş olan başka takımların aksine tam yirmi bin kişi önünde mücadele verdi. Buna benzer bir algı operasyonu, Vodafone Arena inşaat halindeyken kara kartalın maçlarını oynadığı Atatürk Stadyumu için de yapılıyordu. Bir olimpiyat stadı olan Atatürk Stadyumu'nun seksen bin koltuk kapasitesi var ve maça kırk bin kişi geldiğinde, tribünlerin boş olduğunu yazıyorlardı. Oysa kırk bin kişi demek, İnönü Stadyumu'nu dolduran herkesin orada olduğu anlamına geliyordu. Bunlar çok önemli olmayan detaylar gibi görünse de, medyadaki anti Beşiktaşlıların ne kadar baskın olduğunun bir kanıtı aslında ve bence fazlasıyla önemsememiz gereken bir durum. Unutmayalım ki önemli bazı gizli mesajlar detaylarda saklıdır.


Ligin ikinci yarısının ilk iki maçında gol makinesine dönüşen Talisca, kupa maçını da es geçmedi. Defansın hatasını çok iyi değerlendiren Talisca, akıl dolu vuruşuyla golü atarken yaptığı inanılmaz vuruşla adeta defansın hatasıyla dalga da geçiyor gibiydi. Negredo son dönemlerde çok konuşuldu. Adamın kumaşı çok iyi ama ismin golcü olunca işler biraz sıkıntılı oluyor çünkü adın golcü olunca herkesin beklentisi haliyle gol ve goller oluyor. Bu durumda takıma yaptığı katkı da birden perdeleniyor. Bir sosyal paylaşım sitesindeki Kartal Yürekliler Platformunda üye olan arkadaşlardan birisinin Negredo'nun on numara gibi oynadığına dair bir yorum yazdığını gördüm. Kesinlikle katılıyorum. Madem o şekilde daha başarılı olacak o zaman öyle oynasın. Adam gol atma baskısı altında ezilip kaldı adeta. Beşiktaş lehine çalınan penaltı düdüğünde vuruşun Negredo tarafından kullanılması, teknik heyetin ve futbolcuların ona nasıl sahip çıktıklarının bir göstergesidir. Adam çıktı topunu oynadı. Madem illa gol de atması gerekiyor, alın size gol. Diğer yandan Mustafa yine sahne aldı ve o da golünü attı. Gol sonrası formasını öperek de gerçek bir Beşiktaşlı olduğunu hepimize gösterdi. Yönetim ve Teknik Kadro öyle bir ortam yarattılar ki, futbolcular bu kulübe ait olduklarını göstermek için her şeylerini ortaya koyuyorlar. Medyada Muhteşem Fenerbahçe için çok sık dile getirilen "Marka Değeri" yakıştırması, Beşiktaş'ta hayat buldu ve kara kartal sadece üzerine etiket yapıştırılarak "Marka Değeri" olunmayacağını herkese gösterdi.

Mustafa Pektemek'in gol demek olduğu günler geri döndü.

Şimdi Bursaspor ile oynanacak lig maçına konsantre olmalıyız malum Şenol Güneş'in de dile getirdiği gibi, Türkiye Futbol Federasyonu her zaman olduğu üzere muhteşem bir planlamaya imza atarak Beşiktaş'ın kupa maçını takiben lig maçını cuma akşamına vermiş. Siz deyin Beşiktaş'ı yıpratmak için ben diyeyim Beşiktaş umurlarında bile olmadığı için ama şu bir gerçek ki sebep ne olursa olsun, üç kupada mücadele etmeye yetecek kadar işine yoğunlaşmış olan kara kartala vız gelir. Bursaspor deplasmanda karşılaşmak için zor bir takım. Seyircileri takımlarına tutkuyla bağlı. Karşımıza çıkacak olan takım, ruhsuz ve seyircisiz bir belediye takımı değil. O yüzden kara kartal bu maça çok ciddiyetle yaklaşmalı ve altın değerindeki üç puanı almalıdır. Bu türden deplasmanlar şampiyon olacak takımı belirler. O yüzden kenetlenip hep beraber maç saatini bekleme zamanıdır.

Stadyum: Vodafone Arena
Hakemler: Serkan Çınar, Mehmet Kısal, Hakan Yemişken
Beşiktaş: Tolga Zengin, Gökhan Gönül (Dk. 46 Adriano), Vida, Medel, Caner Erkin, Necip Uysal, Tolgay Arslan (Dk. 63 Talisca), Lens, Mustafa Pektemek (Dk. 69 Oğuzhan Özyakup), Babel, Negredo
Gençlerbirliği: Hopf, Ahmet Oğuz, Luccas (Dk. 46 Deniz Yılmaz), Palitsevich, Uğur Çiftçi, Khalili, Diallo, Serdar Özkan (Dk. 18 Milinkovic), Sessegnon, Alper Uludağ, Jailton (Dk. 65 Zeki Yavru)
Goller: Dk. 21 Mustafa Pektemek, Dk. 74 Negredo (Penaltıdan), Dk. 79 Talisca (Beşiktaş), Dk. 52 Deniz Yılmaz (Gençlerbirliği)
Sarı kartlar: Dk. 18 Luccas, Dk. 77 Palitsevich, Dk. 87 Khalili, Dk. 90+1 Ahmet Oğuz (Gençlerbirliği), Dk. 76 Caner Erkin, Dk. 90+2 Babel (Beşiktaş)

28 Ocak 2018 Pazar

BEŞİKTAŞ 2 - 1 KASIMPAŞA (26/OCAK/2018)


Beşiktaş, 2017-2018 sezonunun on dokuzuncu maçında Kasımpaşa'yı misafir etti. Rakibini iki golle yenen Beşiktaş, bu sonuçla ligin ikinci yarısında oynadığı ikinci maçtan da galip ayrılmayı başarmış oldu.

Maçın ilk yarısında daha etkili olan Beşiktaş, ikinci yarıda aynı performansı sergileyemedi. Bu duruma Kasımpaşa'nın cevabı da tek bir gol oldu. Maçta karşılıklı iki tane direkten dönen top vardı. Beşiktaş adına direkten dönen top Quaresma'nın ayağından gelen bir vuruşla gerçekleşti. Beşiktaş Everton'a transfer olan Cenk'in yerine hararetli bir şekilde golcü arayışını sürdürürken, Talisca bu hafta da iki gol birden attı. Geçen hafta Antalyaspor maçında da iki gol atan Talisca, aynı tarifeyi Kasımpaşa'ya da uyguladı. Peki bu iki golün gol pasını kim verdi dersiniz? Elbette Q7 verdi. Onun sahada olduğu her dakika ne kadar şanslı olduğumuzu ve onu Beşiktaş forması ile canlı olarak izlemenin ne kadar önemli olduğunu, o futbolu bıraktığında anlayacağız. Kulüpler ebedidir futbolcular geçicidir ama şimdilik Beşiktaş'a transfer olan en iyi ve en Beşiktaşlı futbolcu Q7 diyebiliriz. Bu kadar iyi performans sergilemesinin asıl sebebinin Dünya Kupası'nda da oynayacak olması olduğunu söyleyenler de var. Bu durum birer Beşiktaşlı olarak yermemiz gereken değil onur ve gurur duymamız gereken bir durumdur. Çok yaşa sen Quaresma. Talisca'dan da bahsetmişken onun iki haftadır atığı dört golle ilgili şöyle bir not düşmek istiyorum. Onun attığı gollerin yönetimi rahatlatması söz konusu bile olamaz çünkü Talsica tek başına Beşiktaş'ın gol ümidi olamaz. Özellikle de önümüzde Şampiyonlar Ligi'nde Bayern Münih ile oynanacak iki önemli maç varken golcü transferi konusunda nokta atış yapılması çok önemli. Ayrıca bu çocuğun sağı solu belli olmuyor. Bazen performansının beklenmedik ve açıklanamaz bir şekilde düştüğüne de şahit olduk. Beşiktaş'a katkısı büyük ama satın alınması konusunda derin şüphelerim var. Her şeyden önce fiyatı inanılmaz pahalı. O parayı verdikten sonra ne yapacağı da belli değil. Belki de kiralık oynarken performansından en iyi şekilde yararlanmakta fayda vardır. Bu konuda şüphesiz Beşiktaş yönetimine çok güveniyoruz zira transfer konusunda yaptıkları doğru hamlelerle bunu defalarca kanıtladılar.

Q7'nin direkten dönen topu gol olsaydı jeneriklere layık bir gol olacaktı.

Maçta beni çok korkutan bir pozisyon oldu. İkinci yarıda Pepe'nin Beşiktaş ceza sahası içerisinde Mensah ile girdiği mücadele hakem penaltı düdüğü çalsaydı, hepimiz buz keserdik ve maç da iki ikilik beraberliğe gelir, bütün hesaplar alt üst olurdu. Bu pozisyon için eminim anti Beşiktaş yorumcular hararetli bir şekilde penaltı demişlerdir ama benim söyleyeceğim şudur ki gerçekten de hakem penaltı verse hiç itiraz edemezdik. Pepe'nin böyle omuz omuza mücadelelere ceza sahası içerisinde girmemeyi bilecek kadar tecrübeli olduğunu düşünüyoruz ama saha içerisinde bazen oyuncular maçın heyecanıyla kendinden geçebiliyorlar sanırım. Neyse ki kazasız belasız üç puanı alıp yolumuza devam etmeyi başardık. Bütün bunların yanında Beşiktaş'ın maçın ikinci yarısında neden performans düşüklüğü yaşadığı da tartışma konusu. İki gollü öne geçmeler maç bitene kadar büyük tehlike arz ediyorlar. Üç olsa rakip takım hemen çözülüyor ama iki hep riskli bir rakam olmayı sürdürüyor. Tabi bu maç Q7'nin direkten dönen topunu da sayarsak beş veya altı gollü farkla da bitebilirdi ama bitmedi işte. Takıma çok fazla da yüklenmek istemiyorum zira kritik bir döneme giriyoruz ve tüm camia olarak kenetlenmemiz gereken bir dönemdir bu. Özellikle Bayern Münih maçlarını hepimiz büyük heyecanla bekliyoruz. Beşiktaş o turu geçerse artık kimsenin söyleyecek bir sözü kalmayacak. Şimdi bile kalmadı gerçi. Benim için bu sezonun başarı çıtası Bayern Münih'i elemek ve Süper Lig'de şampiyon olmaktır. Türkiye Kupası değerli bir kupa ama Beşiktaş o kupadan elenirse pek üzüleceğimi sanmıyorum. Bayern Münih'i eleyip bir sonraki turda elenirsek, onda da üzülmeyeceğimi şimdiden söylemeliyim.

Hakem Pepe'nin rakibi ile olan mücadelesine penaltı verseydi 
tüm hesaplar alt üst olacaktı.

Kara kartal, kayıpsız olarak yoluna devam ediyor. Önümüzdeki hafta içinde Türkiye Kupası'nda Gençlerbirliği ve hafta sonu da Bursaspor ile önemli maçlarımız var. Gençlerbirliği Beşiktaş'ın başına her zaman bela olmuştur. Bursaspor ise ezeli rakiptir ve maç deplasmanda olacağı için zor geçeceği şüphesizdir. Umuyorum Beşiktaşımız bu iki maçı eksiksiz geçerek hepimizi mutlu edecektir.

Stadyum: Vodafone Arena
Hakemler: Hüseyin Göçek, Ali Saygın Ögel, Erdem Bayık
Beşiktaş: Fabricio, Gökhan Gönül, Pepe, Medel, Adriano, Oğuzhan Özyakup (Dk. 85 Tolgay Arslan), Hutchinson, Quaresma, Talisca (Dk. 59 Vida), Babel, Negredo (Dk. 69 Lens)
Kasımpaşa: Ramazan Köse, Popov, Ben Youssef, Omeruo, Veysel Sarı, Pavelka (Dk. 81 Neumayr), Sadiku, Trezeguet, Mensah, Eduok (Dk. 70 Mbaye), Murillo (Dk. 46 İlhan Depe)
Goller: Dk. 18 ve 25 Talisca (Beşiktaş), Dk. 72 Trezeguet (Kasımpaşa)
Sarı kartlar: Dk. 22 Adriano, Dk. 45 Babel, Dk. 88 Medel (Beşiktaş), Dk. 24 Pavelka, Dk. 53 Popov (Kasımpaşa)

22 Ocak 2018 Pazartesi

ANTALYASPOR 1 - 2 BEŞİKTAŞ (21/OCAK/2018)


Beşiktaş, 2017-2018 sezonunun on sekizinci maçında Antalyaspor'a misafir oldu. Süper Lig'in ikinci yarısının ilk maçı olan Antalya deplasmanından istediği üç puanı alan kara kartal, bu sonuçla iyi bir başlangıç yapmış oldu.

Maçla ilgili kritik pozisyonlar var ama hepsi benim nazarımda genel olarak hatalı yorumlanmış pozisyonlar. Doksan dakika boyunca itiraz edilen iki penaltı pozisyonu oldu. Daha doğrusu penaltı olduğu iddia edilen iki pozisyon oldu demeliyiz. Bunlardan birisi Beşiktaş cephesinden, diğeri de Antalyaspor cephesinden geldi. İlk yarıda Caner'in ortasında top ile temas eden bir el var. İkinci yarıda ise Antalyaspor atağında Medel'in eline değen bir top var. Bakınız bunlara benzer bir çok pozisyonda yorumum hep aynı olmuştur. Artık şu "Çarpma" kelimesini bir literatürümüze yerleştirelim. Topa el ile müdahale ile topun ele çarpmasını birbirinden ayıralım. Kimse yüz kilometre hızla gelen topun önündeki elini veya kolunu aynı hızla çekemez. Ne Beşiktaş'ın itiraz ettiği, ne de Antalyaspor'un itiraz ettiği pozisyon penaltı değildir. İkisinde de topa el ile müdahale değil topun ele çarpması söz konusudur. O yüzden sonu gelmez tartışmaları bir yana bırakıp daha gerçekçi pozisyonlara bakmakta fayda olduğunu düşünüyorum.


Karşılıklı olarak itiraz edilen pozisyonların ikisi de penaltı değildi.

Hakemlerin çok kritik ofsayt pozisyonlarında yaptıkları hatalar, takımlara büyük zarar veriyor. Bu hatalardan en büyük nasibi şüphesiz aslan payıyla Beşiktaş alıyor. Yoksa kartal payı mı demeliydim? Her neyse efendim Talisca'nın müthiş pasında topla buluşan oyuncumuz için anında ofsayt bayrağı kalktı. Hakem topla buluşma anını değil kafa ile geriye çıkartılan pas anını değerlendirmeye aldı. Oysa hakem oyuncunun topla buluştuğu anı değerlendirmeliydi. Yapmadı. Neden peki? Çünkü risk almak istemedi. Çünkü hızlı pozisyonları değerlendirebilecek kapasitede değildi. Hızlı düşünemedi. Son anı baz aldı. Kolay olanı yaptı ve bayrağı kaldırdı. Olan yine Beşiktaş'a oldu. Şaşırdık mı? Elbette hayır.

Çok hızlı gelişen pozisyonda hakem risk almayarak Beşiktaş'ın olası golünün önünü kesti.

Ceza sahası içerisinde faul gerekçesiyle hakem tarafından verilmeyen bir Beşiktaş golü var. Eğer bu nizami gol verilmiş olsaydı, Talisca bu maçta üç gol atmış olacaktı. Bu kadar ucuz şekilde harcanan Beşiktaş golleri, gerçekten emek hırsızlığına giriyor. Rakip bariz şekilde kambura yatıyor ve yalan bir faul pozisyonuna sebep oluyor. Ayrıca yapılan ortada rakipten daha yükseğe zıplamak ne zamandır faul sebebi oldu bilemiyorum. Eğer kaçırdığım bir şey varsa lütfen birisi beni bilgilendirsin. Seyircisi olan ve maçı kazanmak isteyen bir ev sahibi takım karşısında hakem tarafından zor durumda bırakılmak hiç doğru değil. Tabi biz bunu yıllardır yaşıyoruz. Şaşırmıyoruz ama kızmamak da elde değil.

Yeni kural. Ceza sahasında rakibinden daha yükseğe zıplayamazsın. Gerçek mi bu?

Her zaman olduğu gibi Quaresma yine kötü niyetli eleştirilerin hedefindeydi. Başınıza Quaresma kadar taş düşsün demekten başka çare bırakmadılar bana. Ben mi yanlış gördüm yoksa ikinci golün adrese teslim ortasını yapan Quaresma'mıydı? Yoksa değil miydi? Hangi maçı izliyordum ben? Efendim çok bireysel oynuyormuş ve Negredo'ya özellikle pas atmıyormuş. Çıktığı her basın toplantısında Beşiktaş'ın mutlaka üçüncü şampiyonluğu alması gerektiğini vurgulayan gerçek Beşiktaşlı Quaresma'nın takım arkadaşına pas atmayacak kadar küçülebileceğini düşünmek ayıptır. Ayrıca o çok bahsi geçen son pozisyondan Quaresma'nın Negredo'ya pas vermemesinin sebebi, Negredo'nun ofsayt pozisyonunda olmasıdır. O pozisyonun en başından sonuna kadar ofsayttaydı Negredo. Kara propagandayı yapanlar biraz futbol dersi alıp gelmeliler. İlk yarıda benzer pozisyonda ofsayt bayrağını kaldıran hakemin aynı naneyi yine yiyeceğini görebilecek kadar ileri görüşlüdür Quaresma. O yüzden ona yıldız diyoruz zaten.


Gol pozisyonunun başından sonuna kadar ofsaytta olan Negredo'ya 
pas vermeyen Quaresma, kötü niyetli eleştirilerin odağındaydı.

Öyle dediler, böyle dediler ama kara kartal üç puanı kapıp yuvaya dönen taraf oldu. Özellikle iştahlı ve kalabalık seyircisi karşısında maçı alıp yüzleri güldürmek isteyen ev sahibi takım karşısında alınan bu galibiyet, kısa vade için iyi bir ölçü olmuştur. Gayet iyi bir başlangıca imza atan Beşiktaş, umuyorum ki bu grafiği hızla daha da yükseltecektir zira önümüzde alınacak kupalar var. 

Talisca, son dönemde başarı grafiğinin düştüğünü iddia edenlere cevabı sahada verdi.

Stadyum: Antalya Stadyumu
Hakemler: Halis Özkahya, Mustafa Emre Eyisoy, Kemal Yılmaz
Antalyaspor: Ferhat Kaplan, Nazım, Diego, Celustka, Musa Nizam (Dk. 60 Sakıb Aytaç), Charles, Zeki Yıldırım, Danilo (Dk. 83 Chico), Emre Güral, El Kabir (Dk. 76 Harun Alpsoy), Deniz Kadah
Beşiktaş: Fabricio, Adriano, Vida, Medel, Caner Erkin (Dk. 76 Gökhan Gönül), Hutchinson, Oğuzhan Özyakup (Dk. 69 Tolgay Arslan), Quaresma, Talisca, Babel (Dk. 83 Lens), Negredo
Goller: Dk. 8 Charles (Antalyaspor), Dk. 30 ve 54 Talisca (Beşiktaş)
Sarı Kartlar: Dk. 57 Danilo, Dk. 72 Charles (Antalyaspor) Dk. 72 Caner Erkin (Beşiktaş)

17 Ocak 2018 Çarşamba

OSMANLISPOR 2 - 1 BEŞİKTAŞ (17/OCAK/2018)


Beşiktaş, 2017-2018 Türkiye Kupası son on altı turu ikinci maçında Osmanlıspor'a misafir oldu. İlk maçı dört birlik skorla kazanan Beşiktaş, ikinci maçta yenilmesine rağmen turu geçen taraf oldu.

Beşiktaş bu maça şüphesiz yedek kadroyla çıktı ve açıkça söylemek gerekirse oyun ter atma idmanından öteye geçemedi. Seyirciler de öyle olacağını düşünmüş olsalar gerek, tribünler bomboştu. Maçı bir avuç izleyici ve kocaman bir Türk bayrağı izliyordu. Televizyonları başında izleyenleri saymıyorum. Zaten böyle maçlar şifresiz yayınlandığında çoğunluk televizyonlardan izliyor. Tabi maçı anlatan spikerin sanki çok önemli bir maç anlatıyormuş gibi bir havaya girmesi de olaya komik bir hava katıyor. Her pozisyonda sahte bir heyecan yaratma çabasında olan spiker, kendini utanılacak bir duruma düşürüyor. Yanında kim olduğunu bilmediğim yorumcu ile beraber yaptıkları anti Beşiktaş yorumlar da cabası. Yayınladığınız maçta bir numara olmadığı gibi, Beşiktaş karşıtı yorumlarınızla da kendinizi ekstradan rezil ediyorsunuz. Sırf parodi izlemek için bile tercih edilebilir böyle maçlar. Oysa Beşiktaş sizi çoktan aştı. Ancak bu maçları yayınlar ve anlatırsınız işte. Bu dar zihniyetinizle daha ötesini göremezsiniz. Havanızı alırsınız. Neyse, maç anlatmak spiker filan derken aklıma geldi de, güzel bir haberi paylaşalım. Beşiktaş'ın Şampiyonlar Ligi'nde 14 Mart 2018 tarihinde Mayern Münih ile oynayacağı maçı tarihte ilk defa bir bayan spiker anlatacak. Semahat Özdoğan, bu maçı anlatarak bir ilke imza atacak ve tarihe geçecek. Böylelikle Beşiktaş bu sene bir ilki daha gerçekleştirmiş olacak. Bu sene Beşiktaş için ilkler ve rekorlar yılı oldu. Adeta bir rüyanın içinde gibiyiz. Umuyorum ki o maçta Beşiktaş iyi bir sonuç olur ve o gün her şeyiyle tarihe altın harflerle yazılır.

Semahat Özdoğan, Beşiktaş'ın Bayern Münih maçını anlatarak tarihe geçecek.

Şimdi de son düdüğü çalınır çalınmaz tarihin tozlu sayfalarında kaybolmuş olan Osmanlıspor maçına dönüp bir kaç kelam edelim. Mustafa Pektemek gol demek derdik eskiden. Bu çocuk çok acayip bir çocuk. Ne golcüler geldi geçti takımdan ama Mustafa hala kadrodaki yerini koruyor. Vallahi helal olsun. İşin güzel tarafı maç ne kadar iddiasız olursa olsun, görev verilince yine layıkıyla yapıyor ve golünü atıyor. Şimdi benim içime çok acayip bir şey doğuyor. Mustafa Bayern Münih maçında kritik bir anda oyuna girip gol atacak. Yok daha neler diyebilirsiniz ama ben 1989'dan beri kara kartalı izliyorum ve hislerim kuvvetlidir. Hazırlayın kendinizi ve olmaz demeyin çünkü vallahi benim içime doğan budur. Bir de gerçek olursa değmeyin keyfimize.

Öyle ya da böyle, Mustafa Pektemek gol demek.

Maçla ilgili bir diyeceğim daha var. Yorumcular bilmem neler ne dedi bilmiyorum ama Osmanlıspor'un penaltısı penaltı filan değildi. Hakemler hala uyuyorlar veya konu Beşiktaş olunca kötü niyetliler. Gerçek ne olursa olsun şu pozisyon penaltı değil arkadaşım ya. Lütfen böyle uyduruk pozisyonlarla gelmeyin bana. Evet, kara kartal turu geçmiş filan ama neden yenilsin yani. Internet'teki sosyal platformlara biraz göz gezdirdim de, hemen Beşiktaş acil toparlanmalı filan diye yorumlar gördüm. Milletin kafasını karıştırmayın arkadaşım. Şu maçta Beşiktaş yense ne olur yenilse ne olur. Buradaki oyun her hangi bir şeye ölçü olur mu? Cevap veriyorum, olmaz. O zaman lütfen hafta sonu Antalyaspor ile oynanacak lig maçına yoğunlaşalım. Asıl mücadele orada. Bundan sonra alınacak her puan altın değerinde. Beşiktaş üçüncü şampiyonluğu alacak. Başka çaresi yok çünkü Beşiktaş en iyisi ve aksi bir sonuç skandal olur.

Hakem, sıfır temasa penaltı düdüğü çalarak bir skandala imza attı.

Bu arada Osmanlıspor ile oynanan Türkiye Kupası maçları, yine aynı takımla oynanan lig maçına denk gelince içimiz dışımız Osmanlıspor oldu. Ben bile şu yazıyı yazarken bir an önce bitse de gitsek diye bakıyorum yani. Şaka bir yana yazacaklarım da bitti vallahi. Şimdi gelsin Süper Lig, gelsin Şampiyonlar Ligi. Ocak ve şubat ayları pek bir heyecanlı geçecek. Hazır mıyız kara kartallar?

Stadyum: Osmanlı Stadyumu
Hakemler: Koray Gençerler, İbrahim Çağlar Uyarcan, İlker Takpak
Osmanlıspor: Hakan Arıkan, Carlos, Numan Çürüksu, Maxsö, Muhammed Bayır, Mehmet Güven (Dk. 76 Tortol), Lawal, Serdar Gürler (Dk. 56 Umar), Özer Hurmacı (Dk. 65 Musa Çağıran), Regattin, Cikalleshi
Beşiktaş: Tolga Zengin, Gökhan Gönül (Dk. 78 Adriano), Pepe (Dk. 57 Talisca), Mitrovic, Caner Erkin, Medel, Tolgay Arslan, Necip Uysal, Orkan Çınar (Dk. 84 Fatih Aksoy), Lens, Mustafa Pektemek
Goller: Dk. 83 Mustafa Pektemek (Beşiktaş), Dk. 86 ve Dk. 88 (Penaltıdan) Cikalleshi (Osmanlıspor)
Sarı kart: Dk. 88 Mitrovic (Beşiktaş)